“Fatih Akın Film Haftası” 23 Ocak’ta başlıyor  /   “Fatih Akın Film Week” is going to start on 23rd of January

 

Tarih: 12.01.2012

 

 

 

Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) ile Goethe Enstitüsü’nün işbirliğinde 23- 29 Ocak 2012 tarihleri arasında Türk asıllı Alman vatandaşı, yönetmen, senarist ve yapımcı Fatih Akın filmlerinden bir seçkinin gösterileceği “Fatih Akın Film Haftası” gerçekleştirilecek.

Son dönem çektiği sinema eserleri ile birçok uluslararası festivalde ödül kazanan yönetmenin filmleri Surlariçi’ndeki Arabahmet Kültür Evi’nde saat 20:00’da ücretsiz olarak gösterilecek. Filmler Türkçe veya İngilizce altyazılı olarak gösterilecek.

Almanya’nın Kıbrıs Büyükelçisi, Gabriala Guellil ile  LTB Başkanı Cemal Bulutoğluları’nın açılışını yapacağı “Fatih Akın Film Haftası”nın gala gecesine tüm halkımız davetlidir.

 

In the cooperation of the Nicosia Turkish Municipality (NTM) and Goethe Institute, between 23rd -29th of January, 2012 “Fatih Akın Film Week” will be implemented which involves selected films of Fatih Akın who is of Turkish origin, German citizen, director, scenarist and producer. The director won various awards in many international festivals through his recently shot films and his films will run in Arabahmet Culture House in the Walled City at 20.00 and free. Films will be Turkish or English subtitled. The opening of the night will be implemented by the German Ambassador to Cyprus Gabriela Guellil and the Mayor of the NTM Cemal Bulutoğluları and our all citizens are invited to the Gala night of “Fatih Akın Film Week”.

 

 

“Fatih Akın Film Haftası” Programı

 

  • 23 Ocak 2012 Pazartesi: Kısa ve Acısız

 

  • 24 Ocak 2012 Salı: In July

 

  • 25 Ocak 2012  Çarşamba: Dost Kazığı(Solino)

 

  • 26 Ocak 2012 Perşembe: Duvara Karşı

 

  • 27 Ocak 2012 Cuma: Köprüyü Geçmek

 

  • 28 Ocak 2012 Cumartesi: Yaşamın Kıyısında

 

  • 29 Ocak 2012 Pazar: Aşka Ruhunu Kat(Soul Kitchen)

 

Program  of “Fatih Akın Film Week”

 

  • 23rd of January, 2012 Monday: Short Sharp and Shock

 

  • 24th of January, 2012 Tuesday: In July (IM JULI)

 

  • 25th of January, 2012 Wednesday: Solino

 

  • 26th of January,2012 Thursday: Gegen Die Wand

 

  • 27th of January, 2012 Friday: Crossing the Bridge

 

  • 28th of January, 2012 Saturday: The Edge of Heaven

 

  • 29th of January, 2012 Sunday: Soul Kitchen

 

 

 

KISA VE ACISIZ  /  Short Sharp and Shock  /  Kurz und schmerzlos  (1998)

Cebrail, Almanya’da yaşayan ve hapisten yeni çıkmış genç bir Türk göçmenidir. Hapishane Cebreail için dayanılması zor ancak öğretici bir tecrübe olmuştur. Kararı kesindir; her türlü yasadışı işten uzak duracaktır. Cebrailin yakın arkadaşları da kendisi gibi göçmendir. Yunanistanlı Costa hırsızlığı meslek edinmiştir. Sırp Bobby ise gözünü çok daha ciddi işlere dikmiştir; uyuşturucu pazarlayacaktır. Bobby’nin sevgilisi Alice ile Cebrail arasında ise önüne geçilemeyen bir yakınlık yaşanmaktadır. Bobby Arnavut bir mafya lideriyle bağlantıya geçer ve onun adına bazı pis işler çevirir. Başlarda işler iyi gidiyor gibi görünür ancak bir gece Bobby kendisine verilen bir görevi başaramaz ve elindeki tüm malı çaldırır. Artık ne Bobby ne de arkadaşları güvende değildir. Cebrail, Bobby’nin başlarına açtığı sorunu temizlemek zorundadır. Üç arkadaş, dostluklarını hayatlarıyla test etmek durumundadırlar. En ufak hatalarında Hamburg sokakları kana bulanacaktır.

Hamburg, Germany. The small crime scene. Three friends: Gabriel from Turkey and just out of prison, Costa from Greece and together with Gabriel's sister, Bobby from Serbia and together with her best friend. Bobby wants to get more into organized crime and decides to apply for a membership in an Albanian gang. As a test, he has to beat up someone who owes his future boss. He can join. Later, when Bobby has to do a weapon's deal on his own, he tries to get his friends in, too. But Gabriel does not want to go back into crime, he is dreaming of a life at the southern Turkish coast, owning a boat rental shop. Costa, always out of money, joins Bobby for one last time before getting good. But before the deal is on, both women start leaving their men for others. And when the deal is on, it goes terribly wrong.

TEMMUZ’DA  /  IN JULI  (2000)

Sosyal hayatı pek olmayan içine kapanık fizik öğretmeni Daniel, güzel bir işportacı olan Juli’den bir yüzük satın alır. Juli, yüzüğün ona aşkta şans getireceğini söyler. Gerçekten de aynı gece Daniel, Melek adında bir Türk kızına sırılsıklam aşık olur ve onun peşinden İstanbul’a gitmeye karar verir.Uçakta yer bulamayınca Hamburg’dan Türkiye’ye doğru arabayla yola koyulur. Otoyola çıkmadan hemen önce arabasına şehirden bir an önce ayrılmak isteyen bir otostopçuyu alır. Bu Juli’den başkası değildir. Daniel'in kendisine aşık olacağını hayal eden Juli, onun peşini bırakmaya pek niyetli değildir... Almanya'da başlayan ve İstanbul Ortaköy'de sonuçlanacak bir yolculuk başlar.

Bu çılgın yolculukta Daniel kendini yeniden keşfedecek, dayak yiyecek, baştan çıkarılacak, soyulacak, ilk kez uyuşturucu kullanacak ve Türk sınır güvenlik görevlileri tarafından tutuklanacaktır. Ancak, bu olayları yaşarken mutluluğu için savaşmayı öğrenecektir.

 

Daniel is a young teacher in-spe, who in contrast to everyone else plans to stay in Hamburg for the summer. Juli, a girl at the flea-market, wants to get known to Daniel and manages to sell him a Mayan ring with a sun on it, foretelling him that he will meet a girl with a sun. One day later Daniel is already on his way across Europe. It seems the prophecy came true somehow.

 

 

 

 

 

Solino

 

Gigi ve Giancarlo'nun babaları Romano ve anneleri Rosa, Apulia’daki evlerini terk edip Almanya’ya taşınmaya karar verirler. Duisburg’un gelişmekte olan tekdüze endüstriyel kesiminde mahallenin ilk pizza dükkanını açarlar. Romano, restorant sahibi rolüne kolayca alışır fakat Rosa ülkesini özlemektedir ve özlemi yıllar geçmesine rağmen dinmek bilmez. Oğulları Gigi ve Giancarlo ise içine girdikleri yeni sosyal ortamda buldukları özgürlüğün tadını çıkarırlar. İkisi de, aynı kadına aşık olunca araları açılır ve Gigi annesiyle Solino’ya dönmeye karar verir.

 

Italy in the 1960s. One day Romano and Rosa, the parents of the two young brothers Gigi and Giancarlo, decide to leave their sun-drenched home in Apulia and move to Germany. In the gray industrial rust-belt they soon open the first pizza parlor of the neighborhood, adding a little spice to the local restaurant scene.

 

 

 

 

 

 

Duvara Karşı  /  Gegen die Wand

“Kendinizi öldürmeden yaşamınıza son verebilirsiniz” diye fısıldadı doktor. Kısa bir süre önce intihar girişiminde bulunan Cahit doktorun bu sözlerini, ‘yeni bir yaşama başlamak intihar olur’ diye yorumlar. İçinin derinliklerinde hissettiği acıyı dindirebilmek için uyuşturucu ya da alkol dilenmeyede devam eder. Edepli bir Müslüman kız olan yarı Alman yarı Türk asıllı Sibel ise hayata çok bağlıdır. Sibel baskıcı ailesinden kurtulmak, özgür bir yaşama sahip olabilmek için yalandan intihar eder. Fakat sonuçları Sibel in planladığı gibi gitmez, sorunlar daha da büyür ve Sibel i tüm bunlardan artık sadece evlilik kurtarabilir. Bunun üzerine Sibel Cahit ten onunla evlenip onu bu sorunlardan kurtarmasını ister. Cahit ise tüm hayatı boyunca anlamlı bir şey, hayırlı bir iş yapabilmek adına Sibel in bu teklifini kabul eder. İlk başlarda sadece öylesine olan evlilikleri, kısa bir zaman içerisinde yerine gerçek bir aşka teslim eder. Aşkın başlaması ile Cahit kendinde büyük bir güç bulur ve hayata güçlü bağlarla bağlanır. Sibel ise Cahit e âşık olana dek eskiden kalma bir erkek arkadaşı ile görüşmeye devam eder. Fakat Sibel Cahit in ona olan aşkını fark etmesi biraz geç olur ve ölümle sonuçlanır. Bunun üzerine Cahit hapishaneye Sibel ise Türkiye ye gönderilir. Sibel in kalbi ve ruhu Cahit de kalır, fakat bu nereye kadar böyle devam edecek?
 

"You can put an end to your life without killing yourself," whispers the doctor. And Cahit, 40, whose suicide attempt has brought him to the psychiatric clinic, knows what he means: by starting a new life. Yet the anguish in his soul continues to cry out for drugs and alcohol to numb his pain. Sibel – young, pretty and, like Cahit, Turkish-German – loves life too much for a proper Muslim girl. To escape from the prison of her devout, conservative family, she fakes a suicide attempt. But it brings shame, not freedom; only marriage can save her. And so she begs Cahit to marry her. Reluctantly, he agrees. Perhaps to save her. Perhaps to do one meaningful thing in his life. They share an apartment, but little else. She savors her freedom; he has his occasional fling with his sometime girlfriend. Until love enters his life on tip-toes. As he falls in love with Sibel, he finds a new joy in life, the strength to go on. Sibel continues to see other men. Until she, too, realizes that she loves Cahit. But by now it is too late: an explosion of jealousy ends in a violent death. Cahit is sent to jail and Sibel flees to Turkey. Her heart, her mind, her soul are still with Cahit – but for how long?
 

Köprüyü Geçmek  /  Crossing the Bridge
Alexander Hacke adındaki müzisyen kültür karmasının yansıdığı müzik türlerini anlamak ve şehirdeki ahenkli tınlamaları kaydetmek için, hiç Türkçe bilmediği halde, İstanbul’a gelir. Burada Selim Sesler’le tanışır. Aralarındaki diyolaglar müzik diliyle gelişmeye başlar. Ardından bir çok müzisyen ve şarkıcı onların bu serüvenine katılır ve ortaya İstanbul’un çok sesli korosu çıkar. Tarzların farklılığı ortak amaçlarının en birleştirici özelliği oluverir. Hedefleri, İstanbul’un şarkısını yapmaktır.

 

The musican who is called Alexander Hacke comes to İstanbul even though he doesn't know Turkish to be able to record the melodic sounding in the city and to be able to understand the music types that has been reflected by cultural chaos. He meets with Selim Sesler here. The dialogue between them is starting to improve with musical language. After that, several musicans and singers attend their adventure and the İstanbul Polyphonic chorus appears. The difference of the styles becomes the most connective characteristic of their aim. Their aim is to make the song of İstanbul.  

 

 

 

Yaşamın Kıyısında  /  The Edge of Heaven  

Nejat, dul babası Ali’nin hayat arkadaşı olarak kendine bir hayat kadını olan Yeter’i seçmesini hiç onaylamıyor gibi görünmektedir. Fakat kadının Türkiye’deki kızına üniversite eğitimi için para gönderdiğini öğrendiğinde ona karşı. içinde bir sevgi büyümeye başlar. Yeter’in ani ölümü baba oğulu birbirinden uzaklaştırır. Nejat Yeter’in kızı Ayten’i bulmak üzere İstanbul’a doğru bir yolculuğa çıkar. Politik eylemci Ayten ise bu sırada Türk Polisinden kaçmış ve Almanya’ya gelmişti. Ayten, Lotte adında bir kadın ile arkadaş olur ve Lotte’nin tutucu annesi Susanne’ın hiç hoşlanmayacağı bir jest yaparak asi Ayten’i evinde kalmak için davet eder. Ayten tutuklanıp sığınma talebi reddedilince Türkiye’ye geri gönderilir ve hapise atılır. Lotte Türkiye’ye gider ve kendini Ayten’i özgür bırakmak için ümitsiz bir durumda bulur.

 

Nejet seems disapproving about his widower father Ali’s choice of prositute yeter for a live- in girlfriend. But he grows fond of her when he discovers she sends money home to Turkey for her daughter’s university studies. Yeter’s sudden death distances father and son. Nejat travels to Istanbul to search for Yeter’s daughter Ayten. Political activist Ayten has fled the Turkish police and is already in Germany. She is befriended by a young woman, Lotte, who invites rebellious Ayten to stay in her home, a gesture not particularly pleasing to her conservative mother susanne. When Ayten is arrested and her asylum plea is denied, she is deported and imprisoned in Turkey. Lotte travels to Turkey, where she gets caught up in the seemingly hopeless situation of freeing Ayten...

 

Aşka Ruhunu Kat  /  Soul Kitchen  

Genç restoran sahibi Zinos'un (Adam Bousdoukos) peşini şanssızlık bırakmamaktadır: kız arkadaşı Nadine (Pheline Roggan) yeni bir iş için Şangay'a taşınır. Kendisi kaza sonucu omurlarındaki diskleri sakatlar ve yeni bir ahçı (Birol Ünel) işe aldığından beri kalan tek tük müşterisi de kaçar. Ama restoranı yeni bir konsepte soktuktan sonra gelip giden 'meşhurların ' sayısı artar. Buna rağmen Zinos aşkının peşinden, Nadine için Şangay'a gitmeye karar verir ve işini kardeşi Illias'a (Moritz Bleibtreu) bırakır. Ama bunun iyi bir fikir olmadığı ortaya çıkar. Illias dükkânı bir emlakçıya (Wotan Wilke Möhring) satar. Nadine ise kendine yeni bir erkek arkadaş bulmuştur. Zinos dükkanını geri almanın son bir yolu olduğunu öğrendiğinde, Soul Kitchen'ı kurtarmak için her şeyini ortaya koyar.

 

Young restaurant owner Zinos is down on his luck. His girlfriend Nadine has moved to Shanghai, his "Soul Kitchen" customers are boycotting the new gourmet chef, and he's having back trouble! Things start looking up when the hip crowd embraces his revamped culinary concept, but that doesn't mend Zinos' broken heart. He decides to fly to China for Nadine, leaving the restaurant in the hands of his unreliable ex-con brother Illias. Both decisions turn out disastrous: Illias gambles away the restaurant to a shady real estate agent and Nadine has found a new lover! But brothers Zinos and Illias might still have one last chance to get Soul Kitchen back if they can stop arguing and work together as a team.